30 Ocak 2011 Pazar

Filmlerde yapılan dublaja,dublaj yapma

Sürekli denk geliyorum nedenini çözmedim.


Diğer ülkelerde nasıl bilmiyorum ama ülkemizde Türkçe dublaja bi daha dublaj yapılan filmler var.Orjinal DVD/VCD her neyse orda ünlü isimler sevdiğimiz seslendirme sanatçıları,şarkıcı,oyuncu vs. vs. seslendiriyorlar Orjinali izleyince de sevdiğimiz kişinin sessini duymakta filmi izlettiriyor veya role en iyi ses o kişiye gidiyor...


TV de yayınlandığı zaman herkesin değil bir veya iki karakterin sesi başkasına ait.Bunun nedeni o karakeri seslendiren kişiyle olabilir mi?
Televizyonda izlerken de;
-Hah sevdiğim,takip ettiğim herifin seslendirdiği film var. deyip televizyon karşısında yerimizi alıyoruz ki alakasız bambaşka bir ses filmin tüm dengesini de bozuyor.


-Ülen olsun yine de izleyelim güzel film.


desekte o farklı sesi duydukça filmden kopuluyor yarısına bile gelmeden bazen kapatılıyor.


İvit.Bu dublaja dublaj yapmanın nedenini bilmiyorum,bulamadım bilginiz varsa aydınların beni.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Karanlık

Spot ışıklar yanmadan önce sahne karanlıktır
İnsan
Spot ışıklar onu aydınlartmadan önce insan sadece insandir.
Kranlıkta kalanlar ışıkları kıskanırlar
Ama o insanı özler
Orda olmasının bir nedeni vardır mutlaka
Ama yalnızlığına kaçmak ister
Yalnızlığın yalnızlık olacağı biryer mutlaka vardır
Gel seninle bir adım atalım şimdi
Ben gideyim 
Emin ol ki bi süre ayrı kalırsak hiç bişey düzelmiycek
Olsun ben biraz gitmek istiyorum
Kravatımı çözmek,makyajımı silmek,şişmanlamak istiyorum.
Saçlarımı uzatmak,tırnaklarını kesmek ,taze fasulyeden bahsetmek
Kimin daha iyi olduğundan habersiz artık en iyi olmak değil en iyiyi almak istiyorum
Tercihlerimiz yolumuzu aydınlartır.
Işıkları, kadınları, alkışları, parayı,dedikoduları ,araba anahtarlarını,soruları
Olmamış cevaplarını sana bırakıyorum
Onları al 
Alabilirsin zor değil
Spot ışıkları yandığında tavşana dönüşmüyorsan eğer.

Neyse buralarda olucam
Size bakıcam
Başkalarını sevmenizi izliycem
Mutlu olucam 
Çünkü bende onarı sevicem
Uyuyamayanlar için
Uyutmama televizyonu artık sona eriyor


İYİ UYKULAR

10 Mart 2010 Çarşamba

Kimseyi değiştiremezsin hayatta....
Ve kimse için de değişmemelisin !
Kimliğini kaybettiğin an , yaşamını çöpe attın demektir.
Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle ..
Ne sen başkası için mecburi istikametsin ,
ne de bir başkası senin için...
Yanındakiler seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında...
İstediklerim yanımda...
İstemediklerim yolunda..
yıldızları süpürürsün , farkında olmadan
güneş kucağındadır, bilemezsin
bir çocuk gözlerine bakar arkan dönüktür
yüreğinde kuruludur orkestra , duymazsın
koca bir sevdadır yaşamakta olduğun ,
anlamazsın uçar gider , koşsan da tutamazsın
Oysa ne yangınları dindirdim ben yüreğimde
Ve ne yangınları dirilttim küllerinden
Dünya dar geldi yüreğime de
Yine de hep güldüm ben...
Boynumu bükmüyorum ya her şeye rağmen
Korkuyorum ya hepinizden kaçıyorum ya
Aman! ! ! ! Yine de öyle bilsin o
ve öyle bil sen...
İnanıncaya kadar gözlerine
bu maskeyle dolaşırım ben...
İçinizden biri belki inandırır beni yeniden...
Güvenirim bakarsın bir an da severim.
İşte o zaman düşer maske yüzümden...
Önceden yazdığım dizeler yalandı,
Daha candan sevemem seni diyenler bile.
En harlı ateşimin sonraları yanacağını
Aklım almazdı kırk yıl düşünsem de.
Ama zamandır bu, milyon gayretle sokulur
Yeminler arasına, ve değiştirir kralların fermanını,
Karartır kutsal güzelliği, en keskin arzuyu soğutur,
Değişen şeylerin dümen suyunda dağıtır güçlü akılları;
Heyhat, zamanın despotluğundan niçin korkayım?
“Şimdi en iyi şekilde seviyorum seni” diyemez miyim?
Belirsizlik hakkında kuşku duymazken, arta kalana
Şüphe beslerken, şu ana taç giydiremez miyim?
Bir bebektir aşk; sürekli büyümekte olana
En üstün büyüklüğü uygun göremez miyim?
Kendimi suc üstü yakaliyorum,
Bana en büyük tehtit yine ben oluyorum.
Kirli sözlerimi temize cekme,
Sözü namluna sürmelisin simdi,
Cünkü ucmak düsmeyi göze almaktir!
Ve hic bulamadiklarini asla yitiremezsin!!!!
Ve sen baskalarinin gözlerini yüzümde aramamayi ögreniyorsun!
Kinim kendime ,sususum sana,küsüsüm tüm dünyaya.....
Hayatin rüzgarinda kime yelkeniz?
Aska,rüzgara,ayriliga,zamana EYVALLAH.....

23 Ocak 2010 Cumartesi

İSTEYİN


İsteyin
Özgürüm,karnım acıktı,
mutluyum bir bardak su buldum ,
kimseyi kırmadım,
kimsenin hakkı bendeki değildi,
karnım doydu azıcık,
kimseye yalan söylemedim,
dalından meyva kopardım,
güneş doğuyordu,
kimseyi aramadım,
bir suya soktum ayklarımı ,
öğlendi,serindi,
kimseye aldırmadım,
kimsede aldırmadı bana,
özgürüm çünkü,
imrenmeyin,
isteyin…

BAHANE

Hep bi yalnız kalma sevdası
biliyorum anlamsız.
Gündüzlere geçse lafım
gecelere geçmiyor işte.
O ay ışığı kafamı karıştırmasa,
ya da denizden ufak ufak patlayan köpük sesleri gelmese
ya da kaçan bir güvercinin kanat sesi kımıldamsa içimde
bende istemzdim ozaman yalnızlığı.
Ama hoşlandığın şey
senin olandır derim ben.
Ben yalnızlıkdan hoşlandım
yalnıızlık benden…

14 Ocak 2010 Perşembe

Gökyüzündeki Pamuklar






Bazen beyaz,bazen siyaha yakın,
Bazen masum,sevimli.Bazen korkutucu,ürpertici,
Kimi seyrederken bir şekil yaratmaya çalışır...

Gökyüzünün hakimidir.
En güzel havalarda gelip,güneşi bile arkasına alır,
Rüzgâr,fırtına herkesi evine,kapalı yerlere gönderir,
İnsanları mutlu da eder perişanda.

Dolu,yağmur,fırtına.
Yağmur=Hayatın devam etmesi için önemlidir aslında,
Çoğuda canlılara zarar verir.
Bunlar insanları pek memnun etmese de faydaları çoktur...

Bu kapalı hava gece daha da korkutucu olur.
Aralarındaki kavgaları çok heybetli çok sesli.
Herkes şahit olur,kişi uzaklardan izler,kimi hiç yanaşmaz.

İnsanları en çok sevindiren,
Doğanın muhteşem olaylarından birininde üreticisidir.
Sabah okula,işe gitmek için uyananlar,
Perdenin arasından havanın durumuna bakarken,
Birde onu görünce mutlu olmayan yoktur.

Kardan adam ,kartopu herkesi neşelendirir.
Hiç bir kar tanesi birbirine benzemez,
Yere düşene kadar birbirlerine hiç değmezler.

Bulutlar...
Genelde herkesin dediğidir,"onlara dokunabilsen,üzerlerinde otursam"
Sadece çizgi filmlerde olsada,
Düşünmesi,hâyâl etmesi bile güzeldir.

Gün Batımı





Günün en güzel saatinde,
Deniz ve gökyüzü arasında,
Gökyüzünü bırakıp denize eğilimi,
O turuncu ve pembe renklerin ahengi,
Ertesi günün habercisi.

Sahilde günbatımını izlemek,
Yalnız veya sevdiğinle,
Dertlerini o an için unutup,
Güneşin hareket ettiğini daha iyi görmek için,
Dikkatlice güneşin en etkisiz halini çıplak gözle gözlemek.

Bir yanda denizde sandallarıyla balıkçılar,
Akşam serinliğinde ağ atanlar,oltalarıyla balık tutanlar.
Kimi zevk için kiminin ekmek parası,
Her halükârda bol balık,
Mutlu eder eve dönerler.

Zevk için balığa giden ve az balık tutanlar ise,
Eve dönüşte "Hepsini ben tuttum" demek için,
Balıkçıdan bir iki kilo balık alırlar,
Eve eli boş dönmemek,
Aileyle güzel bir gün sonu geçirmek için...

9 Ocak 2010 Cumartesi

İnternet Ve Bilgisayar Neler Getirdi ,Neler Götürdü

İnternetin hayatımızdaki kolaylıkları malum....istediğimiz bilgiye anında ulaşma,uzaktaki arkadaşlarımızla,akrabalarımızla sesli ve görüntülü görüşmek.Yazılar,sunumlar,videolar,resimler vs. vs. en basitinden bunları yapmak bilgisayar ve internet yardımıyla ortaya çıkarmak kolaylaştı ve basitleşti.Hiç tanımadığımız,görmediğimiz kişilerle ortak ilgi alanlarımız olan kişilerle tanışılıp konuşulabiliyor,buluşmalar yapılabiliyor...

Film,müzik vb. şeyleri televizyon programlarını kaydedip kendi arşivimizi neredeyse bedavaya oluşturabiliyoruz...

Bilgisayarın başında oturarak neredeyse Dünya'nın her yerine ulaşabiliyoruz...

İyi ,hoş bunlar güzelde internet hayatımıza girince ne gibi güzellikleri kaybettik veya kaybediyoruz:
Sosyal yaşantılar azaldı.Sinemalarda düşüşler meydana geldi örnek verecek olursak.Çünkü vizyona giren filmlerin çoğu en geç bir hafta içerisinde internet sitelerinde bulunuyor.Ordan indirip bilgisayar başında veya cdlerle çoğaltarak izleyebiliyoruz.Önceki senelerde teknolojinin bu kadar yaygın olmadığı zaman "YAZLIK" sinemalar vardı.Aileler eşler toplanıp hep beraber film izlemeye gidilirmiş bunun güzelliği,duygusu ayrı bir güzel olsa gerek.
Müzik ve filmlerde aynı şekilde fazla teknoloji olmadan filmler ve müzikler gerçek hayattan yapılırdı.Bu eskimeyen klasikleşmiş film ve müzikler günümüzde de üzerinden yıllar geçse de dinlenen izlenen filmler var.
Plaklar,kasetler bunların koleksiyonu yapılır özenle korunurdu.günümüzde pek kalmadı.


Gelelim yazılı olanlara:Mektup...Kendi el yazımız ile daha anlamlı oluyor alan kişi tarafından da özel olduğu hissettirilir.Bayramda ,seyranda üzeri değişik resimlerle süslü kartlar göndermek ne kadar hoş ve güzel.Uzak şehirlerdekiler için mektup beklemek heyecanla ve merakla beklenir postacının gelmesi beklenirdi.Bu güzelikler saymakla bitmez...

İnternet hayatımızı kolaylaştıran bir araç,hızla artarak da devam ediyor.Fakat bu yenilikler geçmişi hızlı bir şekilde unutturuyor.Çok az kişi bunu yaşatmaya, bu eskileri unutmamaya unutturmamaya çalışıyor.
Zorunlu olarak interneti kullanıyoruz:sınav sonuçlarını öğrenmek,her türlü konuda başvurular yapmak gerekiyor.Ödevler bile bilgisayar çıktısı olarak isteniyor.
Daha sonra çocuklar bilgisayar başından kalkmıyor diye şikayet ediliyor.
Dönemimizde bunun nedenleri iş,öğretim vs. gibi koşullara bağlı olsa da akrabalar fazla görüşemez nile oluyor,biri bi şehirde diğeri ayrı biyerlerde...Böyle oluncada yeni nesil gençler,çocuklar akrabalarını bile çok iyi tanımıyor bir araya gelince birbirlerine alışmaları zaman alıyor.Geçmişte kalabalık aileler aynı evde tüm aile fertleri ...... televizyonun olmadığı dönemler muhabbetler sohbetler ne kadar güzelmiş....

Neyse say say bitmez geçmişi de geri getiremeyeceğimize göre bu teknoloji alıp başını gidiyor.Bakalım zaman daha neler göstericek.
İnternet yararlı olduğu kadar da zararlı bir çok değeri de yok ediyor....

4 Ocak 2010 Pazartesi

Kanal-i-zasyon Film Müziği




Video klibi buradan izleyebilirsiniz:
http://www.facebook.com/video/video.php?v=221702427139



rüzgârın oğlu İmdat hadi cilalala parlat
plazanın camları gündüz gece
TV'ni hayranı hafif bozuk aksanıama vurur doksanı her seferinde
kaplar ekranı her biri reyting canavarı
şovlar KANAL-İ baby burada olaylar
Kanaliza ol ve bak keyfine
soruyu bilemeyene 500 tokat var
anlamaya çalış önce yok deme akıl fikir
yüzüne tükürülecek adam da irkilir
boş musun dolu musun bilmem ama
asabiyet meydanı bu herkesi delirtir
evcil insan yavrusu besler gibi ne o
hayvanım olur musun telemahalle gibisi yok
dedikodu gırla hadi bakın uzun eşşek ne durumda
tuvaletteyiz asıl sifona
bırak anteni geç çanağı kurak
kanalizasyona sokulmaz ayak
gördüklerin korkulu rüyareytingi kap gözleri boya
kanalize ol gözleri boya

1 Ocak 2010 Cuma

Gloria Gaynor-İ Love You Baby

You’re just too good to be true
Can’t take my eyes off of you
You’d be like heaven to touch
I wanna hold you so much
At long last love has arrived
And I thank God I’m alive
You’re just too good to be true
Can’t take my eyes off of you
Pardon the way that I stare
There’s nothing else to compare
The sight of you leaves me weak
There are no words left to speak
So if you feel like I feel
Please let me know that it’s real
You’re just too good to be true
Can’t take my eyes off of you
I love you baby and if it’s quite all right
I need you baby to warm the lonely nights
I love you baby, trust in me when I say
Oh pretty baby, don’t bring me down I pray
Oh pretty baby, now that I’ve found you stay
And let me love you baby, let me love you

28 Aralık 2009 Pazartesi

Ayrılık -Okan BAYÜLGEN & Soner ARICA

(okan bayülgen)
durucam burda
gidişini seyredicem
kıpırtısız, sakin gibi görünücem
kavgasız olucak, fırtınasız olucak
saçma sapan olucak
organlarım birbirine vurucak
arkandan sessiz bakıcam
ben yine salağı oynıycam...
(soner arıca)
gönlüme bir kor düşer
gitme öyle zamansız
önce hayaller biter
yanar külsüz dumansız
baharlar hiç gelmez
mevsim hep kış olur
günlerime güneş doğmaz
hislerim uyur
dilimden hiç düşmez
adın hasret olur y
üreğimde sızı dinmez
gülmek güç olur
ayrılıklar yara açar yara üstüne
yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
eğer gidersen bu aşka çok yazık olur

Yedi Karanfil-Ağıt (Bora Kaya için Okan Bayülgen)

Video Klibi Buradan İzleyebilirsiniz...
http://www.facebook.com/home.php?ref=home#/video/video.php?v=225635707139&ref=mf


Oğlum;
Sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum
Bir yaşıma daha gireceğim neredeyse
Tabii bundan haberin yok senin
Kronometreye erken bastığın için
Beni hep yakışıklı hatırlayacaksın
Bizi bırakıp gittiğin yerdeeski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın

ama dur!
Sen hatırlıyor musun beni?
Peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun?
Ben yirmiydim tanıştığımızda
Sen beni en son otuzbeşimde gördün istanbul'da

Sonra sen kaş'ta öldün
O akşam aynı anda geldik antalya'ya
Sen beni görmedin, ben sana bakıyorken
Ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken
Sen iyi ki görmedin beni

yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi

olmadık bir yerde gülerdik ya hani?
öyle olurdu yine
gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için
hani sahnede olduğu gibi.
sen ağlarken bakamazdım sanas
inirimi bozardın, gülerdim
çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlumö
yle çok şikayet ederdin ki
sonunda sıkılır gülerdim
çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum
öyle çok şikayet ederdin kis
onunda sıkılır gülerdim
sonra sen de sıkılırdın kendinden
başkası gibi olmak isterdin
mutlu olan bir başkası gibi
dert etmeyen biri
hani, benim gibi biri

birşey diyeyim mi sana oğlum?
şimdi dönsen buralara
ne gidilecek bir yol
ne uğruna ölünecek bir kadın
herneyse...
ama kadınları çok dert ederdin sen
ama onlar seni severdi oğlum
ama sen çok ağlardın onlar için
sevemezdin kendini bir türlü
onlar seni çok sevse de
senin gibi olmak istemezdim o zaman


daha çok sevin beni!
daha çok gülün bana!
beni daha çok isteyin!
daha çok!
ama seni en çok ben...

birşey diyeyim mi sana oğlum?
şimdi dönsen buralara
ne gidilecek bir yol
ne uğruna ölünecek bir kadın
ne de sabaha kadar konuşarak sana vaadettiklerim

kandırdım seni oğlum
parayı dert etme diye
yok öyle birşey, başarısızlık diye
illa da başkası olmaya çalışma salak gibi
bir kadın için ölme diye

kandırdım

artık umrunda değil mi bunlar?
artık bozulmuyor musun bu işlere?
aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
o kadın için ölmez misin bir daha?
ne var, bir kere daha ölsen?
değmez mi o kadın buna?

hani, hani değerdi?

çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde
keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?
öyle de oldu zaten, vasiyet ettiğin gibi
çıplak ayaklı kıza

bıraktın değil mi oğlum?
bıraktın, gittin
peki!
ama ben buradayım hala
ben devam ediyorum
peki sen bakıyor musun bana oradan?
gülüyor musun bana?
sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?

beni daha çok sevin!
bana daha çok gülün!
daha da çok isteyin beni!
beni daha çok özleyin!

ama seni...
seni en çok ben, ben!

hayır ben çok değiştim oğlum
bir başkası değilim artık
vazgeçtim maymunların dünyasından
bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları
istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak

işte belki de bu yüzden
seni en çok ben...
en çok ben özlüyorum!


benim ölü arkadaşım!...

25 Aralık 2009 Cuma

Okan BAYÜLGEN


Okan Bayülgen (d. 23 Mart 1964, İstanbul), şovmen, sunucu, sinema ve tiyatro oyuncusu, seslendirme ve fotoğraf sanatçısı, klip yönetmeni-prodüktör.




Meşhur tefsirci Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın torunudur. Hukuk ve gazetecilik eğitimi almış bir baba ile ressam bir annenin oğlu olan Okan Bayülgen, eğitimine İstanbul Göztepe'teki Taş Mektep isimli yatılı okulda başlar. 1970'te Bülent Bey ile Ayla Hanım boşanır, Bayülgen, 6 yaşındayken yatılı okula verilir. Şişli 19 Mayıs İlkokulu'ndan mezun olup Galatasaray Lisesi'nde öğrenimine devam eder. Okuldaki öğrenci kulüplerinden müzik, edebiyat, folklor gibi kollarla ilgilenmiştir. Okula gitmeme durumu sorun olmaya başladığında annesi Ayla Hanım onu Bodrum'a, yanına çağırır ve Galatasaray Lisesi'ndeki 6 yılından sonra Bodrum Lisesi ve ardından Şişli Lisesi'nden mezun olarak 1984'te lise eğitimini tamamlar...




Fotoğraf eğitimi almak için Fransa'ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde hukuk okumaya başlar. Ardından fikir değiştirerek aynı üniversitenin ekonomi bölümüne geçer. Bir yıl okuduktan sonra ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döner ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bölümü sınavlarında başarı göstererek buradaki eğitimine başlar. 1989 yılında mezun olarak aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi'nde mastır yapmıştır...




Devlet Tiyatroları'ndaki en genç yönetmen olarak 1989-1994 yılları arasında çeşitli oyunlar yönetmiş, bazı oyunlarda oynamıştır...




1991'de Kent FM'deki "Son Saatler" adlı bir programla radyoculuğa başlamıştır. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol alır. 1993 yılı sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayini çıkar ve Trabzon'a gider. Rejisi kendisine verilen bir oyun yönetim tarafından kaldırılınca 1994 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ederek şansını radyo ve televizyon alanında denemeye karar verir. Radyolarda haber spikerliği ve programcılık yapmaya başlar. Televizyon işleri yapmaya başladıktan sonra da çeşitli radyolarda çalışır. 1995'te Radyo Contact'ta iken, 1997'de Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sunmuştur. Özellikle 1998 ve 1999 yılında Radyo D'de 18:00-20:00 saatleri arası yayınlanan "Hayat Bilgisi" programı ile dikkatleri çekmiştir. En son 2001 yılında Radio Contact'ta, "Yol" programını yapmıştır.






Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, atv ekranlarında gece yarısında yayına başlayan "Gece Kuşu" adlı farklı programı ile adını duyurdu. Gece Kuşu'nun ardından late night show tarzını 100 gece boyunca "Televizyon Çocuğu" ile devam ettirdi. Gecenin bir saatinde sessiz sedasız yayına başladığında amaçladığı şey, izleyici ve sunucu arasındaki yapmacık samimiyetle örülü ilişkiyi yok etmekti. Agresif tavırları ve ilk "uçurmaları" başlarda kamuoyunun sesini kısma yönünde hayli totaliter bir tavır olarak görülse de, asıl eylem bu düzeni kuranlara karşıydı.






Program ekibi olarak ATV ile yollarını ayırdıktan sonra iki yıl kadar ekranlardan uzak kalan Bayülgen, televizyon için uzun sayılabilecek bu aradan sonra Kanal D'deki "Zaga" ile geri dönmüştür. Sürekli değişen ekipler, skeçler, jenerikler, dekor, orkestra ve farklı program anlayışı, canlı telefon bağlantıları, içinde barındırdığı beklenmedik tuhaflıkları ve Medya Arkası ile kısa bir dönemin haricinde Cumartesi geceleri yayınlanan Zaga, Türk televizyon hayatındaki uzun soluklu ve yeni bir anlayışın ürünü özgün bir program olarak kendine çekirdek bir izleyici kitlesi oluşturmuştur.






Televizyon açısından uzun kabul edilebilecek yıllar, çeşitli eğitim ve yardım kampanyaları için ulusal haber kanalı NTV'de özel yayınlar yapan Okan Bayülgen, yine bu kanalda takip eden yıllar boyunca yılbaşı gecesi özel canlı yayınları sunmuştur.






2004'te izleyicilerin de stüdyo konuğu olarak katılabildiği Herkes Bunu Konuşuyor ile Perşembe geceleri ekrana çıkar. Akademi, bilim, müzik, popüler kültür, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla beraber, seçilen bir konunun bir masa etrafında konuşulması (laflanması)üzerine kurulu bu programları diğerlerinden farklı olarak komedi ağırlıklı eğlence programı formatında değildir.






2005 yayın döneminde Televizyon Makinası ile izleyiciyle buluştuğunda, her zaman kendisi kadar ekibini de ön plana çıkaran Bayülgen bu sefer Hakkı Devrim ile beraberdir. Bir masa etrafındaki konuk yağmuru, eğlence dünyasından edebiyat ve sanat dünyasına, bir dizi alandaki bilimum konuk, konu ve daha ciddi bir format ile ekrana çıkmıştır. Daha sonra Makina olarak adını kısalttığı programda, piyesler ve estetik unsurlar daha ön plana geçmiş ve yayının süresini giderek daha uzun tutmayı tercih etmiştir.






Programlarında, zaman zaman arayan izleyicinin yüzüne telefon kapattıktan sonra onları kendi deyimiyle "uçurduğu" ya da "zagaladığı" ve magazin haberleri ile kendisinin saçma bulduğu programları ve sunucuları eleştirdiği gözlenmiştir.






Çok genç yaşta bir evlilik yapan Okan Bayülgen, kısa süren bu ilişkisinden sonra iki kez daha nikah masasına oturmuştur. Üçüncü evliliğini Çocuklar Duymasın adlı tv serisinde de oynamış olan Zeyno Günenç ile yapan Bayülgen'in, babasının ikinci evliliğinden olan Ozan ve Okşan adlı iki kardeşi vardır.




* Gece Kuşu (1995, ATV)


* Televizyon Çocuğu (1996, ATV)


* Zaga (1998-2005, Kanal D)


* Herkes Bunu Konuşuyor (2004-2005, NTV)


* Televizyon Makinası (2005-2006 , Kanal D)


* Haber Makinası (2006, CNN Türk)


* Makina (2006 - 2007 , Kanal D)


* Bu Sizi İlgilendiriyor (2007-... , NTV)






Filmleri




Sinema oyunculuğuna, Mustafa Altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı İstanbul Kanatlarımın Altında filmi ile başlayan Okan Bayülgen çeşitli dizilerde de roller aldı.




* İstanbul Kanatlarımın Altında (1996, Lagari Hasan Çelebi)


* Ağır Roman (1997, Gli Gli Salih) - Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu Ödülü


* Romantik (1999, Ömer)


* Oyun Bozan (2000, Metin Kahraman)


* Hemşo (2001, Cebrail)


* Komser Şekspir (2001, Tatu)


* Sır Çocukları (2002)


* Gülüm (2002, Sinan)


* Sınav (2006, Levent Lemi)Diziler


* Utanmaz Adam (Şeref Haktanır)




Diziler




* Size Baba Diyebilir miyim? (2004, Kanal D)Yakın Dönem Tiyatro Oyunları


* Atları da Vururlar Müzikali (Oyuncu)


* Hangisi Karısı (Yönetmen)


* Kiralık Oyun (Oyuncu)






Seslendirme




Etkin vurgulamaları ve düzgün Türkçesiyle Bayülgen dikkati çekmiş ve aranan seslendirme sanatçılarından biri olmuştur. Bugüne kadar çeşitli yabancı animasyonlar ve filmlerin (Shrek serisi, Garfield, ...) Türkçe dublajında bulundu. Uzun bir dönemdir de reklam ve kampanya filmi seslendirmeleri yapmaktadır. National Geographic dergisi tarafından En İyi Sualtı Kitabı seçilen ve çeşitli ödüller alan Alptekin Baloğlu'nun çektiği fotoğrafların da yer aldığı Sualtından Yansımalar DVD'sinin Türkçe seslendirmesini yapmıştır. Takip eden çoğu senelerde Kristal Elma ödül törenlerinde sunuculuk da yapmıştır.




Fotoğraf




Lise sonrasında başlayan fotoğraf merakı ve bu merakla Fransa'ya uzanan, ancak uzun bir dönem ara verdiği ve yıllar sonra profesyonel olarak ilgilenmeye başladığı fotoğraf hikayesinde, her şeyin 40. yaş gününde sevgilisi tarafından kendisine hediye edilen bir Leica M6 ile başladığını söylemektedir.




Bugüne dek çeşitli firmalar için katalog ve moda çekimleri yapan Bayülgen'in, 2006 Mayıs ayında Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde, Zekai Demir ile beraber yaptıkları Madagaskar gezisinden fotoların yer aldığı Baobab Yolu isimli sergisi açılmış; tamamı analog çekimler olan bu fotoğrafların bulunduğu bir de kitap yayınlanmıştır.Yine 2006 yılında çektiği "Yaşam Gücü" fotoğrafları ile Doğuş Power Center'ın duvarlarını süslemiştir.Sanatçı 2007 yılında teması tiyatro olan ve model olarak ünlü tiyatro sanatçılarını objektif karşısına geçirdiği "Pudra-Zamanın Tozu" isimli sergiyi açmıştır. Sergideki fotoğrafların yer aldığı Pudra isimli bir de kitap yayınlanmıştır...,
Sergileri
Madagaskar-Baobab Yolu
Yaşam Gücü
Pudra Zamanın Tozu
Erkeklerin Saatlerini Takan Kadınlar
Gördüğüm En Güzel Kız Sensin
Yapımcılığını Üstlendiği Projeler
Lütfen Bu Konuya Girmeyelim ( Saba Tümer/Pakize Suda)
Her şeyi Bilmek Gerekmiyor (Berrak Tüzünataç/Gürgen Öz)
Konuşan Kafalar (Rüya Önal/Gürgen Öz/Murat Akkoyunlu/Özgür Çakıt)
Hacıyatmaz( Ata Demirer)
Evde Olmak Güzel(Rüya Önal/Özgür Çakıt)
Ayşe Özgün Her Gün (Ayşe Özgün)Gülben Ergen ile Sürpriz (Gülben Ergen)